Otomobil İçinde Oral Sex

|Merhaba, ben Okay 30 yaşındayım Samsun da oturuyorum. Bekarım ve yakışıklıyım. Geçen sene çok sevdiğim bir arkadaşım 3300 Turkcell ChatWalk dan bahsedip duruyordu. Kızlarla şöyle tanıştım, böyle hopladım, şöyle zıpladım vs… İnsanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş. Önceleri kontör tuzağı olarak düşünüp olaya pek sıcak bakmadım. Sonra bir Pazar günü, biraz da can sıkıntısından dayanamayıp hemen ChatWalka kayıt oldum. Kişisel bilgilerimi fazla dallandırıp budaklandırmadan girerek üye oldum. Hergün bayan listelerine bakıyorum ve birçoğuna mesajlar yazıyorum. Bazılarından cevaplar geliyor bazıları ise muhatap bile olmuyordu. Bir süre sonra 25 yaşlarında çok alımlı ve güzel bir kızla tanıştım. Adı Gülcan dı ve özel bir şirketde sekreter olarak çalışıyordu. Uzun süren yazışma faslından sonra birbirimize telefon numaralarımızı verdik ve konuşmaya başladık. Sohbetlerimiz gayet seviyeli ve dostça geçiyordu. Yaklaşık olarak 3 ay sonra da Gülcan ile çıkmaya karar verdik. Eh artık zamanı da gelmişti. Ömür boyu telefonlaşacak halimiz yoktu. İlk buluşmalarımız çok platonik oldu. Genellikle iş çıkışı arabayla sahile gidiyor ve liseli aşıklar gibi elele tutuşup kumsalda uzun yürüyüşler yapıyorduk. Balık burcunun özelliklerini taşıyordu. Hassas, duygusal, parayla pulla işi olmayan, çekici, alımlı, özgürlüğüne düşkün bir yapısı vardı. İkili sohbetlerimizde hemen her konuda anlaşabiliyorduk. Benim gibi espriyi seven, güldüğü zaman yüzünde güller açan bir kızdı. Doğrusu ben ondan o da bende çok hoşlanmıştı.

Yine bir Ağustos akşamı kumsalda gezerken yorulduğunu söyledi ve oturalım teklifinde bulundu. Bende kabul ettim. Sahil sessiz herkes yazlıklardaydı. Hava sıcaktı ve gökte yıldızları sayabiliyorduk. Başını omzuma yasladı ve Yıldız Tilbe’nin Ummadığım Anda şarkısını mırıldanmaya başladı. Çok duygusal bir kızdı ve bende bu arada saçlarını okşuyordum. Arada sırada şakalaşıyorduk. Onu kızdırıyordum ve yaramaz çocuklar gibi küsmeleri hoşuma gidiyordu. Sonra yine gönlünü alıyordum ve nazlanmalarına hiç sesimi çıkartmıyordum. Kısa bir süre sonra gözlerim onun yeşil gözlerine takılıp kaldı. İkimiz birden susuvermiştik. İyice yaklaştım ve dudaklarımı onun alev alev yanan dudaklarıyla birleştirdim. Hiç olumsuz tepki vermedi ve beni geri çevirmedi. Hatta o benden daha arzuluydu ama ben çok kasmıştım kendimi… Dünya durmuştu ve biz sanki kumsalda değil de yatak odamızdaydık. Hiçbirşey umrumuzda değildi ve bu sımsıcak ateşli öpüşmelerin sonu hiç iyiye gitmiyordu. Bir ara tebessümle kulağıma arabaya gitmek istediğini fısıldadı. Bende bu harika teklifi seve seve kabul ettim tabii.

Otomobilin içine girer girmez tekrar dudaklarına nefessiz kitlendim. Zaten, arabamız karanlık ve kuytu bir yerdeydi. Camlarımız koyu renkli olduğu için gece dışardan kimse göremezdi. En azından ben böyle düşünüyordum. Yaklaşık olarak yarım saat boyunca soluksuz öpüştüğümüzü hatırlıyorum. Ben tecrübemi konuşturup boynuna doğru indim. Gerdanı sımsıcak ve inanılmaz güzel kokuyordu. Tekrar yukarı çıkarak kulak memelerini emiyor, dilimle masaj yapıyordum. O ise bana teslim olmuş, kadınlığının tadını çıkarıyordu. Göz kapaklarını öpüyor, burnuna buseler konduruyordum. Sonra tekrar etli dudaklarına kitleniyor dilimi yavaşça ağzına sokarak emmesini sağlıyordum. Zevkten tahrik olmuş ve çıldırmış gibiydi, kollarımın arasında küçük bir kuş gibi heyecandan titriyordu. T-shirtini yavaşça kaldırıp göğüslerine ilk dokunduğumda inlemeleri başlamıştı. Çaktırmadan hamle yapıp nazikce sütyenini çıkarıp iri göğüslerini serbest bıraktım ve tekrar yutarcasına emmeye başladım. Vantuz gibi yapıştığım memelerin uçlarını ısırıyor ve ağzımın içinde yuvarlıyordum. İri nohut tanesi büyüklüğündeki göğüsleri morarmıştı ama devam etmemi istiyordu. Nasıl çığlıklar attığını tahmin edemezsiniz… Tabii bu arada sol elim kot pantolonun üzerinden küçük Gülcanı ince ince okşuyordu. İlk dokunduğumda kendini kasarak tepki göstermesine rağmen zaman geçtikçe o da bacaklarını açıp alev alev yanan cinsel organını avuçlarımın arasına bırakmıştı. Bende bundan cesaret alarak elimi pantolonun içine sokup vıcık vıcık olmuş vajinasını seviyordum. El hareketlerim hızlandıkça oda kasılmalara devam ediyordu. Dayanılacak gibi değildi. Gözüm dönmüştü bir kere ve en kısa zamanda onu yalamalıydım. Nihayet pantolonunu iyice indirmeye karar verdim. Bu işin arabada iki büklüm nasıl olacağını tahmin ederken birden Dur aşkım çıkartmana bende yardım edeyim… dedi ve kot pantolonunu tamamen çıkartdı. Artık dantelli kırmızı kilotunu sıyırmak bana farz olmuştu. Nitekim dilim göbeğinden yavaşça vajinasına kayarak şişen klitorisine ulaşmıştı. Zaten ıslanmış olan sıcak organı o kadar güzeldi ki anlatamam. Sular seller gibi bana akıyordu ve bende bundan çok memnundum. Dış dudaklardan başlayıp makatına doğru inip inip çıkıyordum. Yeni traş olmuş vajinasını dudaklarımın içine hapsetmiş dilimi iç kısımlara sokarak karıştırmaya devam ediyordum. Kasılmaları sıklaşmaya başlayınca peşpeşe orgazm olurken bende dolgun kalçalarını hoyratça sıkıyordum. Kaç defa orgazm oldu sayısını bilmiyorum ama mutluluğu yüzünden okunuyordu.

Başımı ellerinin arasına alarak yukarı kaldırdı ve öpücükler kondurdu. Sonra benim koltuğa yaslanmamı istedi ve pantolonumun kemerini yavaşça açtı. Sonra pantolonumu yarım indirerek body’mi sıyırdı. Kazık gibi duran penisimi yavaşça çıkarıp sevgilimin’in ellerine bıraktım. Önce narin parmaklarıyla sevdi, okşadı, sonra dilini penisimin kafasında daireler çizerek dolaştırmaya başladı. Kendinden geçmişti, gözlerini kapattı ve ağzına alarak uzun uzun yaladı. Bende bu arada koltuğa iyice gömülmüş keyfime bakıyordum ve Gülüm’ün saçlarını şevkatle okşuyordum. Tanrım! O nasıl bir dildi ve nasıl sımsıcak bir ağızdı anlatamam. Tam bir profesyonel edasıyla penisimi gırtlağına kadar sokup sokup çıkarıyordu. Çılgınsın sen diyordum ve zevkten inliyordum… Bu belki de normal bir ilişkiden daha çok zevk veriyordu bana ama artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Testislerimi yutarcasına ağzına alıp emiyordu. Penisimin kafası iyice şişmiş ve patlamaya hazır bir bomba haline gelmişti. O da bunun farkındaydı. Elma şekeri az sonra yanardağ’a dönüşüverecekti. Kısa bir süre sonra Geliyorum bebeğim… geliyorum dedim ve başını kaldırmasını istedim. O ise inatla ve aynı şevkle emmeye devam ediyordu… Boşalmama saniyeler kalmıştı. Artık yapacak bir şey yoktu ve geriye sayım başlamıştı.

Bir.. iki.. üç… derken kasıla kasıla ağzına patladım. Kalbim duracak gibiydi, ben pat pat pat boşalırken o da sakin bir biçimde vakumlamaya ve spermlerimi yutmaya devam ediyordu. Gözlerim arabanın tavanında teslim olmuş bir vaziyetde dolu dolu ağzına boşaldığımı hatırlıyorum. Gülüm ise boğulacak gibi yutkunuyor ama yine de ağzını çekmiyordu. İliklerimin bir anda akdığını ve çocuklarımızın midesinde olduğunu tahmin edersiniz… İnanılmaz güzeldi… İkimizde yorgun ve bitkin bir halde kendimizden geçtik. Birkaç dakika sonra omuzlarından tutarak yavaşça yukarı kaldırdım, kulağına Seni seviyorum bebeğim dedim ve dudaklarına güzel bir öpücük kondurup sımsıkı sarıldım ona. Sonraki günlerde neler oldu neler.. Hepsini bir çırpıda yazarsam roman olur herhalde :))

Zaman buldukça sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Ha bu arada 3300 ChatWalk dan bana ulaşmak isterseniz (Samsun içindekiler tercihimdir) Rumuzum: OKAY

Çekinmeden bana yazabilirsiniz sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir